House of Leaves nihayet filme yaklaşabilir: labirent ev, katmanlı anlatı, korkunçlu film kombosu

Mark Z. Danielewski’nin 2000 tarihli romanı uzun süre uyarlanamaz sanıldı. Korkunun ve internet efsanelerinin iklimi artık o kapıyı aralıyor.
House of Leaves nihayet filme yaklaşabilir: labirent ev, katmanlı anlatı, korkunçlu film kombosu

“Kitap filmden iyidir” sözü bazı metinlerde teslimiyet gibi durur. Esasen Ben de çoğu zaman kitabı tercih ederim. House of Leaves de yıllarca o kitap daha iyidir rafına kondu. Modern korkuyu etkilemiş ama kendisi beyazperdede yok. Sebebi sıradan bir olay örgüsü değil. Roman bir evin içinde büyüyen boşluğu anlatırken aynı anda sayfanın kendisiyle oynuyor. Kitap anlatmaya çalışmak da çok değişik...

Hikaye tek ağızdan gelmiyor. Ölmüş akademisyen Zampanò, Navidson Record adlı bir belgesel üzerine yarım kalmış bir el yazması bırakıyor. Belgeselin gerçekten var olup olmadığı belirsiz. Dövme sanatçısı Johnny Truant o metni buluyor, dipnot ve düzeltmelerle her yere kendi sesini serpiştiriyor. Navidson Record’da bir aile banliyö evine taşınıyor ve evin içeriden dışarıdan biraz daha büyük olduğunu fark ediyor. Sonra daha önce olmayan bir koridor açılıyor. Koridor, haritası için kâşif tutulacak kadar geniş bir labirente bağlanıyor. Gerisini söylemek spoylere girer ki verenlerle kavga çıkarmışlığım var. Yeter ki evden çıkmanın herkesin işine geleceğini bilin.

Üst üste üç katman var. Zampanò’nun izleyip yazdığı kayıt, kaydın doğrulanamaması, Johnny’nin o yazının üstüne binen ve giderek paranoyaya kayan notları. Bunun üstüne biçim geliyor. Bazı kelimeler renkli. Anlatıcıya göre yazı tipi değişiyor. Kimi sayfada üç kelime duruyor, kimi sayfada yazı desen oluyor, kitabı eğmeden okunmuyor. Ekrana aktarmak bana ve sanırım yapımcılara da bu yüzden zor görünüyor. Tabii ki imkânsız değil.

Uyarlanamaz sanılanlar daha önce de indi

Yalnızca üslubu tuhaf diye bir romanın filme gelmeyeceği varsayımı yanlış. Anthony Burgess’in A Clockwork Orange’ı bir dönem öyle görülmüştü, Stanley Kubrick 1971’de klasike çevirdi. James Joyce’un Ulysses’i 1967’de perdeye çıktı. William Burroughs Naked Lunch’ta sayfaları kesip yeniden dizmişti, David Cronenberg yine de 1991’de çekti. Yeterince tuhaf olmaya razıysanız bu kapı kapanmıyor.

House of Leaves için bir yol, zamanı Navidson Record’un bulunan görüntü korkusu ile Johnny’nin araştırması arasında bölmek olabilir. Sayfa oyunları gerçeküstü dokunuşlarla taklit edilebilir herhalde. 2010’ların sonunda uyarlama zaten yoldaydı aslında, Danielewski senaryolar da yazmış, çevrimiçi paylaşmıştı. O versiyon hem aslına yaslanacak hem genişleyecekti. Proje bir sebeple durdu. Şimdi yeniden denemek için iklim daha uygun. Yapay mı zeka?

Kitap çıktığından beri başka işlere de sızdı. Alan Wake ve Control’de izi var. 2020 yapımı You Should Have Left açıkça ondan alıyor. Slender Man ve Backrooms gibi internet korkuları da aynı damardan besleniyor. Yirmi yaşındaki Kane Parsons’ın Backrooms web dizisini bu yılın başında filme çevirmesi o damarı iyice görünür kıldı. Mobilya mağazasının bodrumundan labirent odalara açılan geçit, House of Leaves’i akla getiriyor. İzlerken direk aklıma gelmişti ne yalan söyleyeyim.

Korku perdesi de toparlandı. Weapons, Sinners ve Obsession gibi işler gişe ve konuşma getirdi. Alışılmadık korkuya talep artınca bu romanın sırası daha inandırıcı duruyor. Zaten Parsons bariz bir aday olurdu. Yönetmen yeteneği de zaten vardı. Değişen şey stüdyonun bu tür metne neresinden ve nasıl bakması.

Film gelmezse kitap rafta durur. Hâlâ ürkütür, hâlâ bir göz açık uyutur. Gelirse asıl sınav evin içindeki o fazla metrekare değil, kağıt sayfanın yaptığı oyunu, kameranın taşıyıp taşıyamayacağı olacaktır.

Yorum Yaz
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol.
Yorumlar