NASA’nın karanlık enerji teleskobu tehlikeli asteroitleri de tespit edebilecek

Ağustos sonunda fırlatılması planlanan Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, karanlık enerji araştırmalarının yanında Dünya için tehlike oluşturabilecek asteroitleri belirlemeye yardımcı olabilir. Geniş görüş alanı ve kızılötesi kamerası bu süreçte kullanılacak.
NASA’nın karanlık enerji teleskobu tehlikeli asteroitleri de tespit edebilecek

NASA, Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu’nu ağustos ayının sonunda Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatmaya hazırlanıyor. Roman’ın temel görevi karanlık maddeyi, evrenin genişlemesini yönlendirdiği düşünülen karanlık enerjiyi ve galaksilerin oluşumunu araştırmak olacak. Teleskop, süper geniş açılı 300 megapiksel kızılötesi kamerayla donatılmış durumda. Bu kamera, aynı anda Hubble Uzay Teleskobu’nun gözlemleyebildiğinden yaklaşık 100 kat daha geniş bir uzay alanını görüntüleyebilecek. Görev süresince binlerce yeni gezegenin, on binlerce patlayan yıldızın ve bir milyardan fazla galaksinin incelenmesi bekleniyor. Roman bu gözlemleri yaparken Güneş Sistemi’nin içinden bakacağı için görüş alanından geçen asteroitleri de kaydedebilecek. Bilim insanları, geniş görüş alanı ve kızılötesi gözlem yeteneğinin teleskobu gezegen savunması açısından önemli bir yardımcıya dönüştürebileceğini belirtiyor. Roman doğrudan asteroit bulmak için tasarlanmamış olsa da mevcut donanımı, ek yazılım çalışmalarıyla bu amaç için kullanılabilecek.

Yapılan değerlendirmelere göre Roman, yaklaşık 60 fit, yani 18 metre uzunluğa kadar küçük asteroitleri tespit edebilir. Bu boyut, 2013 yılında Rusya’nın Çelyabinsk kentinin üzerinde patlayan asteroitle karşılaştırılabilir. Çelyabinsk olayı yaklaşık 500.000 ton TNT’ye eşdeğer enerji açığa çıkarmış ve 1.500 kişinin hastaneye kaldırılmasına neden olmuştu. Roman’ın mevcut yazılımı, uzun pozlamalarda oluşan çizgileri kozmik ışın, donanım hatası veya istenmeyen görüntü olarak değerlendirerek ayıklıyor. Asteroitler de görüntülerde hareketleri nedeniyle çizgi şeklinde göründüğü için yazılım tarafından otomatik olarak silinebiliyor. Sistemde yapılacak değişiklikler, bu çizgilerin incelenmesini ve asteroit olabilecek nesnelerin ayrılmasını sağlayabilir. Roman’ın kızılötesi kamerası yalnızca nesnenin yerini değil boyutunu ve yüzey yapısını belirlemek için de kullanılabilecek. Böylece bulunan bir asteroitin taşlı, karbon bakımından zengin veya metalik yapıda olup olmadığı hakkında bilgi elde edilebilecek.

Dünya’ya yakın asteroitlerin büyük bölümü henüz bulunamadı

NASA’nın Gezegen Savunma Koordinasyon Ofisi, özellikle 140 metre ve üzerindeki Dünya’ya yakın asteroitleri önemli bir tehdit olarak değerlendiriyor. Bu büyüklükte yaklaşık 25.000 asteroitin Dünya’ya yakın yörüngelerde bulunduğu tahmin ediliyor. Ancak söz konusu nesnelerin yarısından fazlası henüz tespit edilmiş değil. Yaklaşık 140 metre büyüklüğündeki bir asteroitin şehre çarpması, geniş bir alanı tamamen yok edebilecek veya geri döndürülemeyecek ölçüde hasara uğratabilecek enerji açığa çıkarabilir. Dünya’ya yakın yörüngelerde yaklaşık 230.000 adet 50 metre büyüklüğünde asteroit bulunduğu da tahmin ediliyor. Bu grubun yüzde 10’undan daha azının konumu biliniyor. Daha küçük asteroitler bir şehri tamamen yok etmese bile radyasyon üretmeden büyük bir atom bombasına eşdeğer patlama gücü oluşturabilir. Tehdit oluşturan bir nesnenin saptırılması veya parçalanması teknik olarak mümkün görülse de bunun için öncelikle asteroitin yörüngesinin, boyutunun, kütlesinin ve yapısının doğru biçimde belirlenmesi gerekiyor.

Yer tabanlı teleskoplar asteroit aramalarının büyük bölümünü gerçekleştiriyor ancak atmosfer ve sınırlı görüş alanı bu gözlemleri zorlaştırıyor. NASA bu nedenle 2027 yılında NEO Surveyor adlı Dünya’ya Yakın Nesne Araştırmacısı uzay teleskobunu fırlatmayı planlıyor. Dünya ile Güneş arasına yerleştirilecek teleskop, yerden görülmesi zor olan asteroitleri kızılötesi ışıkla arayacak. Kızılötesi gözlem, asteroitleri daha belirgin hâle getirirken boyutlarının görünür ışığa göre daha doğru ölçülmesini sağlayacak. NEO Surveyor’ın birkaç yıl içinde şehirleri yok edebilecek büyüklükteki Dünya’ya yakın asteroitlerin yüzde 90’ını bulabileceği tahmin ediliyor. Şili’de görev yapan Vera Rubin Gözlemevi’nin ise 10 yıllık gökyüzü araştırması sırasında 89.000 Dünya’ya yakın asteroit keşfetmesi bekleniyor. James Webb Uzay Teleskobu geniş taramalardan çok belirlenen tek bir nesne üzerinde ayrıntılı incelemeler yapabiliyor. Roman, geniş görüş alanıyla bu gözlemevleri arasında hızlı tarama ve öncelikli hedef belirleme görevini üstlenebilir.

Gözlemevi

Temel görevi

Gezegen savunmasındaki rolü

Nancy Grace Roman

Karanlık enerji, galaksiler ve ötegezegenler

Geniş alandaki birden fazla asteroidi hızla taramak

NEO Surveyor

Dünya’ya yakın nesneleri aramak

Yer teleskoplarının göremediği asteroitleri kızılötesiyle bulmak

James Webb

Uzak evreni ayrıntılı incelemek

Tehlikeli olduğu düşünülen tek bir asteroidi detaylı gözlemlemek

Vera Rubin

Gece gökyüzünün 10 yıllık araştırması

Yaklaşık 89.000 Dünya’ya yakın asteroit keşfetmek

Yer teleskopları

Sürekli gökyüzü taraması

Yeni nesneleri tespit etmek ve yörüngelerini takip etmek

Teleskoplar tehlikeli hedefleri birlikte izleyecek

NEO Surveyor’ın Dünya’ya çarpma ihtimali bulunan birden fazla asteroit keşfetmesi durumunda Roman aynı bölgeyi geniş görüş alanıyla tarayabilecek. Birkaç gün sürecek gözlemler, nesnelerin yörüngelerindeki belirsizliğin önemli ölçüde azaltılmasını sağlayabilir. Roman’ın diğer gözlemevlerinden farklı bir konumda bulunması, asteroitlere başka bir açıdan bakmasına imkân tanıyacak. Farklı bakış açıları, bir nesnenin gelecekteki konumunun daha hızlı ve doğru hesaplanmasına yardımcı olacak. Tehlike oluşturmadığı belirlenen asteroitler takip listesinden çıkarılırken çarpışma ihtimali devam eden hedefler James Webb gibi teleskoplarla ayrıntılı biçimde incelenebilecek. Roman’ın kızılötesi gözlemleri asteroitin yoğunluğu ve kütlesi hakkında da güçlü ipuçları sağlayacak. Bu bilgiler olası çarpma hasarını hesaplamak veya asteroiti yörüngesinden çıkarmak için gerekli görevin kapsamını belirlemek açısından önem taşıyor. Roman gezegen savunmasının ana teleskobu olmayacak ancak doğru hedeflerin seçilmesini sağlayarak sınırlı gözlem kaynaklarının daha verimli kullanılmasına yardımcı olacak.

Yorum Yaz
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol.
Yorumlar