Galaxy S27 serisinde değişken diyafram kullanılmayacak
Samsung’un Galaxy S27 serisi için değişken diyaframlı kamera modüllerini test ettiği ancak yüksek maliyet, artan kalınlık ve sınırlı görüntü kalitesi kazanımı nedeniyle bu teknolojiyi kullanmaktan vazgeçtiği bildiriliyor.- Yayınlanma: 17:02 - 12 Ağustos 202612 Ağustos 2026 - 17:02
- Güncelleme: 17:02 - 12 Ağustos 2026
- 4 kez okundu

Samsung’un Galaxy S27 Ultra’nın ana kamerasında değişken diyafram sistemine yer vereceği bir süredir iddia ediliyordu. Güney Kore’den gelen yeni bilgiler ise bu özelliğin yalnızca Ultra modelinden değil, Galaxy S27 ailesinin tamamından çıkarıldığını gösteriyor. Samsung’un geliştirme sürecinde MCNEX ve Samsung Electro-Mechanics tarafından üretilen değişken diyaframlı kamera modüllerini test ettiği belirtiliyor. Şirketin bu donanımları farklı çekim koşullarında değerlendirdikten sonra seri üretime taşımamaya karar verdiği öne sürülüyor. Böylece Galaxy S27, Galaxy S27 Pro ve Galaxy S27 Ultra’nın sabit diyaframlı kameralarla gelmesi bekleniyor. Samsung’dan konuya ilişkin resmî bir açıklama gelmediği için karar şimdilik şirketin geliştirme sürecine dayandırılan bir iddia niteliği taşıyor. Bununla birlikte telefonların üretim planlarının şekillenmeye başladığı düşünüldüğünde, değişken diyaframın son aşamada yeniden eklenmesi düşük bir ihtimal olarak görülüyor.
Galaxy S27 Ultra’nın bu özelliği tek başına alması teknik olarak daha olası görünüyordu. Samsung, Ultra modelini diğer Galaxy S telefonlarından daha gelişmiş kamera donanımı ve ek çekim seçenekleriyle ayırmaya çalışıyor. Değişken diyafram da daha yüksek fiyatlı model için dikkat çekici bir farklılaştırıcı olabilirdi. Buna rağmen mekanik sistemin kamera modülünü büyütmesi ve telefonun iç tasarımını zorlaştırması, özelliğin yalnızca Ultra’da kullanılmasını da engellemiş görünüyor. Daha kalın bir kamera modülü, arka taraftaki çıkıntının büyümesine veya cihaz içerisindeki diğer bileşenlere ayrılan alanın azalmasına neden olabiliyor. Samsung’un pil kapasitesi, soğutma sistemi ve kamera donanımı arasında alan paylaşımı yapmak zorunda olduğu düşünüldüğünde her ek mekanik bileşen önemli bir tasarım ödününe dönüşüyor. Şirketin elde edilen görüntü kalitesi artışını bu ödünleri karşılayacak kadar büyük bulmadığı aktarılıyor.
Maliyet ve kamera kalınlığı kararda etkili oldu
Samsung’un değişken diyaframdan vazgeçmesinin başlıca nedenleri arasında artan üretim maliyeti bulunuyor. Hareketli diyafram kanatları ve bunları kontrol eden mekanizma, sabit diyaframlı bir kameraya göre daha fazla hassas parça gerektiriyor. Bu parçaların telefonun kullanım ömrü boyunca güvenilir şekilde çalışması için üretim ve dayanıklılık testlerinin de genişletilmesi gerekiyor. Mekanizmanın eklenmesi kamera modülünü kalınlaştırırken telefonun darbelere karşı tasarımını daha karmaşık hale getirebiliyor. Samsung’un testleri sonucunda elde edilen görüntü kalitesi iyileştirmesinin maliyet ve fiziksel boyut artışını haklı çıkarmadığı belirtiliyor. Güncel görüntü sensörleri, hesaplamalı fotoğrafçılık yöntemleri ve çok kareli işleme teknikleri, değişken diyaframın sağlayacağı bazı avantajları yazılımla karşılayabiliyor. Şirket bu nedenle kaynaklarını daha modern sensörler, gelişmiş lensler ve görüntü işleme teknolojileri gibi başka kamera yükseltmelerine ayırmayı tercih etmiş olabilir.
Değişken diyafram, lensin sensöre ulaştırdığı ışık miktarını fiziksel olarak kontrol ediyor. Daha geniş bir diyafram düşük ışıkta daha fazla ışık toplayarak gece çekimlerine yardımcı olurken daha dar bir açıklık parlak ortamlarda pozlamayı kontrol etmeyi kolaylaştırıyor. Diyaframın değiştirilmesi alan derinliğini, ışık kaynaklarının görünümünü ve görüntünün farklı bölgelerindeki keskinliği de etkileyebiliyor. Ancak akıllı telefon sensörlerinin ve lenslerinin fiziksel boyutu, bu değişikliklerin geleneksel fotoğraf makinelerindeki kadar belirgin olmasını engelliyor. Modern telefonlar ayrıca pozlamayı perde hızı, ISO, çoklu kare birleştirme ve yapay zekâ destekli görüntü işleme yoluyla düzenleyebiliyor. Bu nedenle değişken diyafram teknik açıdan gelişmiş bir özellik olsa da her çekimde gözle görülür bir kalite artışı sağlamayabiliyor. Samsung’un değerlendirmesinde de sınırlı kazanımın maliyet ve tasarım yükünün gerisinde kaldığı anlaşılıyor.
Samsung bu teknolojiyi daha önce kullanmıştı
Değişken diyafram, Samsung için tamamen yeni bir kamera teknolojisi değil. Şirket Galaxy S9 serisinde f/1.5 ile f/2.4 arasında geçiş yapabilen çift diyafram sistemini kullanmıştı. Aynı yaklaşım Galaxy S10 ailesinde de devam ettirildi. Kamera, ortam ışığına göre geniş veya dar diyafram seçeneklerinden birini otomatik olarak seçebiliyordu. Samsung, Galaxy S20 serisiyle birlikte bu mekanizmayı kaldırarak yeniden sabit diyaframlı kameralara geçti. Teknoloji sonraki Galaxy S nesillerinde de geri dönmedi. Galaxy S27 için yapılan testler, şirketin yıllar sonra bu fikri yeniden değerlendirdiğini ancak bir kez daha seri üretime uygun bulmadığını gösteriyor.
Samsung geri adım atarken bazı rakipleri değişken diyafram teknolojisini amiral gemisi telefonlarında kullanmaya devam ediyor. Huawei, farklı diyafram kademeleri arasında fiziksel geçiş yapabilen kamera sistemlerini bir süredir belirli modellerinde sunuyor. Apple’ın da iPhone 18 Pro ve iPhone 18 Pro Max ile değişken diyaframa geçeceği öne sürülüyor. Bu iddianın gerçekleşmesi halinde özellik, Samsung’un en büyük rakiplerinden birinin kamera pazarlamasında öne çıkaracağı unsurlardan biri olabilir. Yine de tek başına değişken diyaframın bulunması, bir telefonun daha iyi fotoğraf veya video çekeceğini garanti etmiyor. Sensör boyutu, lens kalitesi, otomatik odaklama, optik sabitleme ve görüntü işleme yazılımı nihai sonucu birlikte belirliyor. Samsung’un Galaxy S27 serisinde bu alanlardan hangilerine yatırım yapacağı, değişken diyaframın yokluğundan daha önemli olacak.
Pro ve Ultra modellerde başka kamera yükseltmeleri bekleniyor
Galaxy S27 ailesinde değişken diyafram bulunmayacak olsa da kamera sistemlerinin tamamen aynı kalması beklenmiyor. Özellikle Galaxy S27 Pro ve Galaxy S27 Ultra’nın daha önemli donanım güncellemeleri alabileceği iddia ediliyor. Samsung’un bazı Galaxy modellerinde aynı sensörleri birkaç nesil boyunca kullanması, kullanıcıların en fazla eleştirdiği konular arasında bulunuyor. Yazılım ve görüntü işleme güncellemeleri mevcut donanımın performansını artırabilse de daha büyük ve modern sensörlerin sağlayacağı fiziksel avantajların tamamını karşılayamıyor. Bu nedenle yeni ana kamera, gelişmiş telefoto sistemi veya daha iyi ultra geniş açılı sensör gibi yükseltmeler değişken diyaframdan daha fazla günlük fayda sağlayabilir. Samsung’un maliyet ve kasa alanını bu bileşenlere yönlendirmesi halinde alınan karar kamera deneyimi açısından bir gerileme anlamına gelmeyebilir. Galaxy S27 modellerinin kesin kamera özellikleri açıklanmadığı için hangi sensörlerin değişeceği şimdilik belirsizliğini koruyor.
Şirketin değişken diyaframı tamamen terk ettiği sonucuna varmak için de henüz erken görünüyor. Test edilen modüllerin Galaxy S27 ailesi için uygun bulunmaması, teknolojinin sonraki modellerde kullanılmayacağı anlamına gelmiyor. Kamera mekanizması küçültülür, üretim maliyeti düşürülür veya görüntü kalitesindeki katkısı artırılırsa Samsung bu özelliği yeniden değerlendirebilir. Galaxy S28 serisi, değişken diyaframın geri dönüşü için olası adaylardan biri olarak gösteriliyor. Ancak Samsung’un öncelikle Galaxy S27 serisini mevcut rakiplerle rekabet ettirecek daha güncel kamera sensörleriyle donatması gerekiyor. Kullanıcılar açısından daha hızlı odaklama, güçlü yakınlaştırma ve tutarlı gece çekimleri, diyafram mekanizmasının varlığından daha belirleyici olabilir. Bu nedenle Galaxy S27’nin kamera başarısı, çıkarılan bu özellikten çok onun yerine hangi donanımın getirileceğine bağlı olacak.






