Ubuntu, Windows 11 üzerinde kendi masaüstünden daha hızlı büyüyor
Canonical’a göre Ubuntu’nun Windows Subsystem for Linux (WSL) üzerindeki kullanıcı sayısı, yerel masaüstü sürümünden çok daha hızlı artıyor. Şirket, önümüzdeki aylarda WSL üzerinden Ubuntu kullananların sayısının doğrudan Ubuntu çalıştıran kullanıcıları geçmesini bekliyor.- Yayınlanma: 09:58 - 18 Ağustos 202618 Ağustos 2026 - 09:58
- Güncelleme: 09:58 - 18 Ağustos 2026
- 3 kez okundu

Ubuntu denildiğinde akla genellikle Windows’a alternatif olarak bilgisayara kurulan bir Linux dağıtımı geliyor. Ancak Canonical’ın paylaştığı bilgiler, Ubuntu’nun en hızlı büyüdüğü yerlerden birinin artık doğrudan Windows 11 olduğunu gösteriyor.
Canonical Mühendislikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Jon Seagar, The Pragmatic Engineer’dan Gergely Orosz ile yaptığı görüşmede dikkat çekici rakamlardan söz etti. Seagar’a göre son bir yılda Windows Subsystem for Linux üzerinden Ubuntu kullananların sayısındaki artış, yerel Ubuntu masaüstü kullanıcılarındaki büyümenin belirgin şekilde üzerine çıktı.
Bu farkın önümüzdeki aylarda daha da dikkat çekici hale gelmesi bekleniyor. Canonical, WSL üzerinde Ubuntu kullananların toplam sayısının yakında işletim sistemini doğrudan bilgisayarına kurarak kullananların sayısını geçebileceğini düşünüyor.
Bu durum Ubuntu açısından önemli bir değişime işaret ediyor. Dünyanın en bilinen Linux dağıtımlarından biri, kendi masaüstü işletim sisteminden daha hızlı şekilde rakip bir işletim sistemi olan Windows’un içerisinde büyüyor.
WSL, Linux için ayrı bilgisayar ihtiyacını ortadan kaldırıyor
WSL’nin bu kadar ilgi görmesinin temel nedenlerinden biri kullanım kolaylığı. Sistem, Windows 11 kullanıcılarının sanal makine kurmadan veya bilgisayarlarını Windows ve Linux arasında çift önyüklemeli hale getirmeden Linux ortamına erişmesini sağlıyor.
Özellikle geliştiriciler ve sistem yöneticileri için bu oldukça kullanışlı bir çözüm. Kullanıcı bir tarafta günlük işlerini Windows 11 üzerinde yaparken diğer tarafta Ubuntu terminalini ve Linux’a özel geliştirme araçlarını aynı bilgisayarda çalıştırabiliyor.
WSL grafik arayüze sahip Linux uygulamalarını da destekliyor. Ancak deneyim, bilgisayara doğrudan Ubuntu kurup tam masaüstü ortamını kullanmakla aynı değil. Zaten birçok geliştiricinin buna ihtiyacı da bulunmuyor. Terminal ve gerekli geliştirme araçlarına erişmek çoğu iş için yeterli olabiliyor.
Microsoft’un Visual Studio Code uygulamasının WSL ile entegre çalışması da geliştiriciler için önemli bir avantaj sağlıyor. Böylece Windows tarafındaki geliştirme ortamından çıkmadan Linux üzerinde kod çalıştırmak ve farklı araçlardan yararlanmak mümkün hale geliyor.
Yapay zekâ araçları WSL kullanımını artırabilir
WSL’nin önemi yapay zekâ araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte daha da artabilir. Bazı geliştirme araçları öncelikle Linux düşünülerek hazırlanıyor veya Linux ortamında daha sorunsuz çalışıyor. WSL sayesinde bunları kullanmak için Windows’tan tamamen vazgeçmek gerekmiyor.
Üstelik Windows ve Linux ortamları birbirinden tamamen kopuk değil. WSL, Windows 11’in dosya sistemiyle birlikte çalışabildiği için kullanıcılar iki sistem arasında dosyalara erişebiliyor ve iş akışlarını tek bilgisayar üzerinde sürdürebiliyor.
Bu yapı Linux öğrenmek isteyenler açısından da giriş sürecini kolaylaştırıyor. Kullanıcıların ayrı bir bilgisayar hazırlamasına, disk bölümleriyle uğraşmasına veya Windows kurulumunu değiştirmesine gerek kalmadan Linux terminalini deneyebilmesi mümkün.
Aynı avantaj profesyonel kullanıcılar için de geçerli. Günlük işlerinde Windows uygulamalarına ihtiyaç duyan ancak geliştirme veya sunucu tarafında Linux araçları kullanan kişiler, iki işletim sistemi arasında sürekli geçiş yapmak yerine ikisini aynı ortamda çalıştırabiliyor.
WSL yalnızca Ubuntu ile sınırlı değil
Ubuntu, WSL üzerindeki en önemli seçeneklerden biri olsa da Microsoft’un sistemi tek bir Linux dağıtımıyla sınırlı değil. Fedora dahil olmak üzere farklı dağıtımları Windows üzerinde çalıştırmak mümkün.
Microsoft da WSL’yi yeni özelliklerle geliştirmeye devam ediyor. Son dönemde WSL Containers gibi yenilikler kullanıma sunulurken şirketin kendi Linux dağıtımı Azure Linux da farklı senaryolarda kullanılabiliyor.
Elbette WSL her durumda doğrudan donanım üzerinde çalışan bir Linux sisteminin yerini tutmuyor. Donanıma tam erişim veya belirli Linux özelliklerinin gerektiği profesyonel işlerde gerçek bir Linux kurulumu hâlâ gerekli olabilir.
Ancak çok sayıda kullanıcı için Windows 11 ile WSL’nin oluşturduğu hibrit ortam fazlasıyla yeterli görünüyor. Canonical’ın beklentisi gerçekleşirse bunun sonucu oldukça ilginç olacak: Ubuntu’nun en büyük kullanıcı gruplarından biri, Ubuntu masaüstü yerine Windows içerisinde Linux çalıştıran kişilerden oluşacak.






