Şizofreni gibi karmaşık ruhsal bozuklukların nedenleri tam olarak anlaşılamamış olsa da, bilim insanları bu konuda yeni ipuçları bulmaya devam ediyor. Son yapılan bir araştırma, şizofreni geliştirme riski ile beynin biyolojik olarak daha hızlı yaşlanması arasında bir bağlantı olabileceğini ortaya koydu. Bu durum, hastalığın altında yatan mekanizmalara dair yeni bir bakış açısı sunuyor.
Beynin Biyolojik Yaşı DNA İzlerinden Hesaplandı
Araştırmacılar, bu bağlantıyı incelemek için hayatını kaybetmiş kişilerden alınan
beyin dokusu örneklerini kullandılar. Bu örnekler hem şizofreni tanısı almış hem de bu rahatsızlığı bulunmayan bireylerden toplandı. Ekip, beyin hücrelerindeki DNA üzerinde zamanla meydana gelen kimyasal değişiklikleri (özellikle
DNA metilasyonu olarak bilinen süreci) inceledi. Bu değişiklikler, vücudun ve organların biyolojik yaşını tahmin etmek için kullanılan
epigenetik saatler olarak adlandırılan yöntemlerle analiz edildi. Yani, kişinin takvim yaşı (kronolojik yaş) ile beyin dokusunun hücresel düzeydeki yaşlanma derecesi (biyolojik yaş) karşılaştırıldı.
Şizofreni Hastalarının Beyinlerinin Daha Hızlı Yaşlandığı Görüldü
Analiz sonuçları dikkat çekiciydi: Şizofreni tanısı almış kişilerin beyin dokularının
biyolojik yaşının, kendi gerçek yaşlarından (kronolojik yaş) belirgin şekilde
daha ileri olduğu bulundu. Bu hızlanmış biyolojik yaşlanma, özellikle beynin karar verme, planlama ve sosyal davranışlar gibi önemli işlevlerden sorumlu olan
prefrontal korteks bölgesinde daha belirgindi. Yani, şizofreni hastalarının beyinleri, özellikle bu kritik bölgede, olması gerekenden daha hızlı yaşlanmış gibi görünüyordu. Araştırma ayrıca, daha hızlı beyin yaşlanması ile daha şiddetli şizofreni semptomları arasında da bir ilişki olabileceğini gösterdi.
Bulgular Hastalığın Nedenlerini Anlamaya Yardımcı Olabilir
Bu bulgular, şizofreninin nasıl geliştiğine dair önemli soruları gündeme getiriyor. Daha önceleri, beyindeki yaşlanma belirtilerinin hastalığın bir sonucu olabileceği düşünülürken, bu yeni araştırma hızlanmış yaşlanmanın hastalığın gelişimine
katkıda bulunan bir faktör veya hatta bir tetikleyici olabileceği ihtimalini ortaya koyuyor. Eğer bu bağlantı doğrulanırsa, şizofreninin altında yatan biyolojik süreçleri anlamak ve belki de gelecekte yaşlanma süreçlerini hedef alan yeni tedavi yaklaşımları geliştirmek için yeni yollar açılabilir. Ancak araştırmacılar, bu çalışmanın bir
korelasyon (ilişki) gösterdiğini, ancak hızlanmış yaşlanmanın şizofreniye doğrudan neden olduğunu kesin olarak kanıtlamadığını belirtiyorlar. Ayrıca çalışmanın ölüm sonrası beyin örneklerine dayanması nedeniyle, bu sürecin yaşayan bireylerde zaman içinde nasıl ilerlediğini göstermediğini ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu vurguluyorlar.